Uzmanlar, gençlik dönemindeki yaşam tarzı seçimlerinin sadece bugünü değil, ileri yaşlardaki bilişsel ve fiziksel kapasiteyi doğrudan inşa ettiğini vurguladı.
Modern tıp dünyası, "yaşlılık hastalıkları" olarak bilinen birçok semptomun kökeninin gençlik yıllarına dayandığını bilimsel verilerle tescilledi.
Yapılan son araştırmalar ve uluslararası çapta tanınan uzmanların değerlendirmeleri, genç yaşlarda rutin haline getirilmesi gereken üç temel alışkanlığın hayati önem taşıdığını gösterdi.
Genç yaşlarda düzensiz uyku saatlerinin bir "başarı göstergesi" olarak algılanmasının aksine, bilimsel veriler bunun tam tersini işaret etti.
Harvard Tıp Fakültesi’nden Dr. Matthew Walker, uykunun sadece bir dinlenme süreci değil, beynin nörolojik temizlik yaptığı bir evre olduğunu belirtti.
Walker, genç yaşta oturtulan 7-9 saatlik düzenli uyku alışkanlığının, Alzheimer riskini tetikleyen proteinlerin birikmesini engellediğini ifade etti.
Egzersizin sadece estetik bir kaygıdan öte, bir "metabolik yatırım" olduğu kanıtlandı. Mayo Clinic uzmanlarından Dr. James Levine, sedanter (hareketsiz) yaşamın modern çağın en büyük tehdidi olduğunu savundu.
Genç yaşlarda edinilen direnç egzersizi alışkanlığının, kemik yoğunluğunu maksimize ederek ilerleyen yaşlardaki osteoporoz ve kas kaybı (sarkopeni) riskini minimize ettiğini kaydetti.
Beslenme alışkanlıklarının DNA üzerindeki epigenetik etkileri üzerine çalışan Stanford Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Christopher Gardner, erken yaşlarda şeker ve işlenmiş karbonhidrat tüketiminin sınırlandırılmasının önemine dikkat çekti.
Gardner, insülin duyarlılığının gençken korunmasının, ilerleyen yıllarda gelişebilecek Tip 2 diyabet ve kardiyovasküler rahatsızlıklara karşı en güçlü savunma mekanizması olduğunu dile getirdi.
Haber: Cansu İşcan / Haber Merkezi