Gündelik yaşamın stresi ve dijitalleşen dünya, insan biyolojisinin en temel ihtiyacı olan uykuyu bir "dinlenme" eyleminden çok, "mücadele" alanına dönüştürdü.
Yabancı uyku laboratuvarlarında yapılan güncel araştırmalar, sabahları yorgun uyanmanın temelinde genetik faktörlerden ziyade, bireylerin farkında olmadan yaptığı teknik hataların yattığını kanıtladı.
İşte küresel çapta kabul görmüş uzmanların verileriyle, en yaygın 5 uyku hatası ve bilimsel sonuçları:
Hafta içi erken kalkıp hafta sonu geç saatlere kadar uyumak, vücudun sirkadiyen ritmini ciddi şekilde bozdu.
Oxford Üniversitesi Sirkadiyen Sinirbilim Enstitüsü'nden Dr. Russell Foster, bu durumun vücutta kalıcı bir "sersemlik" hissi bıraktığını belirtti.
Foster, biyolojik saatin her gün aynı saatte ışık görmeye programlı olduğunu, bu düzenin bozulmasının metabolik bozukluklara yol açtığını ifade etti.
Yatmadan hemen önce akıllı telefon ve tablet kullanımı, beyne "gündüz" olduğu sinyalini gönderdi.
Harvard Tıp Fakültesi'nden uyku uzmanı Dr. Charles Czeisler, ekranlardan yayılan mavi ışığın melatonin hormonunun salgılanmasını geciktirdiğini saptadı.
Czeisler, bu durumun derin uyku evresini kısalttığını ve bilişsel fonksiyonları zayıflattığını vurguladı.
Pek çok kişinin üşüme korkusuyla odayı fazla ısıtması, vücut ısısının düşmesini engelleyerek uykuya dalış süresini uzattı.
California Üniversitesi (Berkeley) Psikoloji ve Sinirbilim Profesörü Matthew Walker, ideal uyku ortamının yaklaşık 18°C olması gerektiğini savundu.
Walker, beynin uykuya geçebilmek için çekirdek vücut ısısını yaklaşık 1 derece düşürmeye ihtiyaç duyduğunu, sıcak odaların bu doğal süreci engellediğini dile getirdi.
Kafeinin vücuttan atılma süresinin sanılandan çok daha uzun olduğu bilimsel verilerle açıklandı.
Mayo Clinic Uyku Tıbbı Bölümü'nden Dr. Bhanu Prakash Kolla, öğleden sonra içilen kahvenin bile gece yarısı merkezi sinir sistemini uyarmaya devam ettiğini aktardı.
Kolla ayrıca, alkolün uykuya dalmayı hızlandırıyor gibi görünse de uyku mimarisini parçaladığını ve REM uykusunu neredeyse tamamen yok ettiğini belirtti.
Yatağın sadece uyku ve cinsellik için kullanılması gerekirken; kitap okumak, yemek yemek veya çalışmak için kullanılması beynin yatak ile uyku arasındaki bağını kopardı.
Pennsylvania Üniversitesi'nden Dr. Philip Gehrman, beynin yatağı bir "aktivite alanı" olarak kodlamasının uykusuzluk (insomnia) vakalarını tetiklediğini açıkladı.
Gehrman, uykusu gelmeyen kişilerin yatakta dönüp durmak yerine yataktan çıkması gerektiğini ifade etti.
Haber: Alper Talha Şimşek / Haber Merkezi