Dünya genelinde tıp teknolojisinin gelişmesiyle birlikte ortalama insan ömrü yükseliş trendini sürdürürken, son yıllarda genç nüfus arasında yaygınlaşan kalp krizleri bu tabloya gölge düşürdü.
Yapılan geniş kapsamlı epidemiyolojik araştırmalar, "yaşlı hastalığı" olarak bilinen kardiyovasküler sorunların artık 20’li ve 30’lu yaşlardaki bireyleri de pençesine aldığını ortaya koydu.
BİLİMSEL VERİLER TEHLİKEYİ İŞARET EDİYOR
Amerikan Kardiyoloji Koleji (ACC) tarafından yayımlanan güncel raporlar, kalp krizi nedeniyle hastaneye başvuran hastalar içinde gençlerin oranının her yıl yaklaşık %2 oranında arttığını belgeledi. Özellikle "erken başlangıçlı miyokard enfarktüsü" vakalarındaki bu artışın, sadece yaşam tarzıyla değil, çevresel faktörlerle de doğrudan bağlantılı olduğu saptandı.
UZMANLARDAN KRİTİK UYARILAR
Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Harvard Tıp Fakültesi’nden Kardiyolog Dr. Ron Blankstein, gençlerdeki bu durumu "gizli bir salgın" olarak nitelendirdi.
Blankstein, "Eskiden 40 yaşındaki bir hastanın kalp krizi geçirmesi nadir bir durumken, günümüzde bu vakaların rutin hale gelmesi endişe verici. Gençler, damar sertliğinin (ateroskleroz) çok daha erken aşamalarda başladığı bir çevrede yaşıyorlar" ifadelerini kullandı.
Cleveland Clinic Kardiyovasküler Tıp Bölümü'nden Dr. Luke Laffin ise stres ve metabolik bozuklukların etkisine vurgu yaptı.
Laffin, "Yüksek tansiyon ve Tip 2 diyabetin çocukluk yaşlarına kadar inmesi, kalp damarlarında geri döndürülemez hasarlar oluşturuyor. Gençlerin 'bana bir şey olmaz' algısı, teşhis sürecini geciktirerek ölüm oranlarını yükseltiyor" şeklinde konuştu.
MODERN YAŞAMIN KARANLIK TARAFI
Araştırmalar; işlenmiş gıdalar, uyku düzensizliği, yoğun çalışma temposu ve hava kirliliği gibi faktörlerin genç kalpler üzerinde yoğun bir oksidatif stres oluşturduğunu gösterdi.
Bilim insanları, genetik yatkınlığı olan bireylerde bu faktörlerin birleşerek ani kalp durmalarını tetiklediğini kaydetti.
Haber: Cemile Kurel / Haber Merkezi