Yoğun geçen bir günün ardından dinlenmek, eskisi kadar rahatlatıcı gelmiyor. Uzmanlara göre bunun nedeni, stresin artık yalnızca bedensel yorgunluktan değil, zihinsel ve duygusal yüklerden beslenmesi.

Gün sonunda uzanmak, ekrana bakmak ya da uyumak çoğu zaman “dinlenmek” olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, zihnin aktif kaldığı durumlarda bedenin durmasının stresi azaltmadığını vurguluyor. Sürekli bildirimler, mesajlar ve düşünceler zihnin gerçek anlamda kapanmasını engelliyor.

İş saatleri dışında da devam eden iletişim, ertesi güne dair planlar ve belirsizlik duygusu, zihnin dinlenmesine izin vermiyor. Bu durum, kişinin uyusa bile yorgun uyanmasına neden oluyor.

Stres yalnızca yapılacak işlerden değil, bastırılan duygulardan da kaynaklanıyor. Gün içinde ertelenen kaygılar, öfke ve endişe dinlenme anlarında ortaya çıkıyor. Bu nedenle sessizlik, bazı kişiler için rahatlatıcı değil, daha yorucu olabiliyor.

Dinlenirken bile “daha iyi değerlendirmeliyim” düşüncesi, zihinsel baskıyı artırıyor. Uzmanlar, bu durumun dinlenmeyi bir görev haline getirdiğine dikkat çekiyor.

Uzmanlara göre gerçek dinlenme; zihnin uyarandan uzaklaşması, sürekli tetikte olma halinin sona ermesi ve kişinin kendini güvende hissetmesiyle mümkün oluyor. Aksi halde dinlenmek, yalnızca kısa bir mola olarak kalıyor.
Kaynak: Haber Merkezi