İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti 4. Olağan Kurultayı'nda konuşuyor. Dervişoğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"MİLLİ İRADEYİ SARAYA HAPSETTİNİZ"
Anayasa'daki 'kritik' maddelerin tartışmaya açıldığını dile getiren Dervişoğlu, "Bu ülkede bir Cumhuriyet sorunu var, çünkü siz onu perişan ettiniz. Bu ülkede yurttaş eşitliği sorunu var, çünkü siz eşitlikten değil, ayrımcılıktan beslenmektesiniz. Bu ülkede hukuk sorunu var, çünkü siz millî iradeyi gasp edip sarayınıza hapsettiniz." dedi.
"ATATÜRK'ÜN TEVDİ ETTİĞİ VAZİFEYİ BİZ YEİRNE GETİRECEĞİZ"
Gazi Meclisi baypas ettiniz. Ve bunların hiçbiri, sizin Türkiye’yi kimlikte Lübnanlaştırma, idarede Iraklaştırma, güvenlikte Latin Amerikalaştırma, diplomaside ise İranlaştırma ajandanızdan bağımsız değil. Bütün bunlar, sizin ergenlik hurafelerinizden kurtulamamış o çürük ideolojinizi bir türlü bastıramamanızdan, zaaf ve zayıflıklarınızla birlikte emperyalizme rehin etmenizden başka bir şey değil. İYİ Parti için ise; içerideki ve dışarıdaki gelişmeler Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef almışken susmak, oturmak, korkmak mümkün değildir. Gazi Mustafa Kemal’in bir asır önce tevdi ettiği o vazifeyi, “o birinci vazifeyi”, yerine getirmek asli sorumluluğumuzdur.
"KÜRTLERE DE ALEVİLERE DE CUMHURİYET'TE BİRLEŞELİM DEDİK"
Cumhuriyetin ve milletin bütünlüğünü fikren ve hukuken muhafaza edeceğiz! Bu uğurda ödenecek her bedel de boynumuzun borcudur! Ama sanmayın ki bu kâfidir! Devir, sadece muhafazanın yetmediği bir devirdir. Bizim ikinci vazifemiz, muhafaza edileni muasır medeniyetin üzerine taşımaktır! O muasır medeniyet hedefi ise; sadece soyut bir yön değildir. Bir niyet ve zihniyet işidir. Biz eşitlik dedik! Yurttaş eşitliği dedik! Kurucusuna ve kurucu değerlerine layık bir Cumhuriyet olalım dedik! Olması gerektiği gibi bir Cumhuriyet; kimsenin torpil peşinde koşmadığı bir adalet, vatandaşın bayat ürün kuyruklarında gururunu çiğnetmediği bir ekonomi istedik. Ve Kürtlere de Alevilere de tüm etnik ve dinî kimliklere, biz yurttaşlıkta, Cumhuriyet’te birleşelim dedik. Ayrıcalık değil, imtiyaz değil; onurlu fertlerin Türkiye’sini istiyoruz dedik! Türkiye büyük bir ülkedir. Hürriyeti de Cumhuriyeti de demokrasiyi de bağımsızlığı da insan haklarını da kendisi için, kendi gayretiyle, kendi medeniyet ışığıyla taşıyacaktır. Eşitlik, ismimizdir; hürriyet, karakterimizdir; Cumhuriyet, yeminimizdir, dedik.
"BU BİR SERVET TRANSFERİ REJİMİDİR"
Belirsizlik, kaygı ve güvensizlik hasıl olduğunda insan; sığınacak yerini, evini, en çok da ailesini arar. Fertlerden ailelere, ailelerden de millete uzanan çizgi, kendisini ancak bu yolla korur ve güçlendirir. Hiçbiri, bir diğerine feda ve tercih edilecek kavramlar değildir. İktidarın “aile yılı” diye ilan ettiği bu dönem, insanımızın iş bulamadığı, başını sokacağı evden mahrum kaldığı, evlenip yuva kuramadığı, toplumsal bir felaket dönemi olarak tarihe geçmektedir. Zincirledikleri sosyolojik felaketin bir diğer halkası da; görünürde insani, esasında siyasi ajandalı liyakatsiz iktidarın basiretsiz göç stratejisidir. Yirmi beş yıllık köhneliğin ibret alınmayan başarısızlıklarının ve bunları aşan gafletinin en kritik parçasına geliyoruz. Bu noktada size ekonomi anlatmayacağım. Dövizler kaldırmayacağım. Rakamlar saymayacağım. Kaldı ki; bunlara gerek de yok! Hepimiz; bizlere reva görüp mahkûm ettikleri politikalar ile bir ülke ekonomisinin nasıl olmaması gerektiğini iliklerimize kadar yaşayarak öğrendik, biliyoruz! Artık biliyoruz ki; bu sadece bir kriz değil, bilinçli yönetilen bir ekonomi politikasıyla, örgütlü bir yolsuzluk üzerine bina edilmiş yoksulluk ve yoksunluk rejimidir! Bu bir servet transferi rejimidir.
Haber: Aykut Metehan / Haber Merkezi