Tarih: 29.01.2026 10:28

Sessiz istila... Görünmez yaraların trajik sonu

Facebook Twitter Linked-in

Kan şekerindeki düzensizliğin sinir uçlarını tahrip etmesiyle başlayan his kaybı, basit bir sıyrığı haftalar içinde uzuv kaybına dönüştüren bir süreci tetikledi.

Dünya genelinde hızla yayılan diyabet pandemisi, beraberinde getirdiği "diyabetik ayak" komplikasyonu ile modern tıbbın en zorlu mücadele alanlarından biri haline geldi.

Sessiz ve sinsi bir ilerleyiş sergileyen bu tablo, başlangıçta önemsenmeyen küçük bir nasır veya çatlağın, haftalar içinde hastanede biten bir ampütasyon sürecine dönüşmesine neden oldu.

Dünya genelinde her 20 saniyede bir kişinin diyabet kaynaklı amputasyon yaşadığı verileri, şeker hastalığının "ayak" üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne serdi.

Uzmanlar, his kaybıyla başlayan bu sinsi sürecin geri dönülemez uzuv kayıplarına dönüşmemesi için erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı.

UZMANLARDAN "NÖROPATİ" UYARISI

Diyabetik ayak yaralarının temelinde yatan periferik nöropati (sinir hasarı), hastaların acıyı hissetmesini engelleyerek savunma mekanizmasını devre dışı bıraktı.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Harvard Tıp Fakültesi'nden vasküler cerrahi uzmanı Dr. Marc Schermerhorn, diyabetik hastaların ayaklarındaki ağrı duyusunu kaybetmelerinin "koruyucu bir alarm sisteminin sönmesi" anlamına geldiğini ifade etti.

Schermerhorn, hastaların ayakkabı içindeki bir taşı veya küçük bir yanığı fark etmemesinin, enfeksiyonun kemiğe kadar yayılmasına zemin hazırladığını belirtti.

BİLİMSEL VERİLER KORKUTUCU BOYUTTA

The Lancet dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya göre, diyabetik ayak ülseri gelişen hastaların %20'den fazlasının doğrudan amputasyon riskiyle karşı karşıya kaldığı saptandı.

Araştırma, kan şekeri kontrolü sağlanamayan bireylerde damar sertliğinin (ateroskleroz) hızlandığını ve bunun da iyileşme için gerekli olan kan akışını engellediğini ortaya koydu.

Arizona Üniversitesi Podiatrik Cerrahi Profesörü Dr. David G. Armstrong, diyabetik ayağı "iyileşmeyen bir yara değil, kronik bir yönetim süreci" olarak tanımladı.

Armstrong, diyabetik ayak ülseri yaşayan bireylerin beş yıllık sağkalım oranlarının, birçok kanser türünden daha düşük olduğunu belirterek durumun ciddiyetine dikkat çekti.

MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM ŞART

Uzmanlar, diyabetik ayakla mücadelenin sadece cerrahi müdahale ile sınırlı kalmaması gerektiğini, endokrinoloji, vasküler cerrahi ve enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının ortak çalışmasının şart olduğunu dile getirdi.

Ayak bakımının bir yaşam biçimi haline getirilmesi gerektiği, aksi takdirde en gelişmiş antibiyotiklerin bile yetersiz kalabileceği kaydedildi.

 

 

 

Kaynak: Haber Merkezi




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —