Tarih: 04.02.2026 19:34

İsrail raporu kriz çıkarttı: Gazzelilere yapılanlar ‘insanlığa karşı suç’ olarak tanımlanmıştı

Facebook Twitter Linked-in

Human Rights Watch tarafından hazırlanan İsrail raporu kurum içinde krize neden oldu. Gazzeli sivillere yapılanları 'insanlığa karşı suç' olarak tanımlanan raporun iptal edilmesi sonrası raporun hazırlanmasında görev alan araştırmacı istifa etti.

Uluslararası insan hakları kuruluşu Human Rights Watch (HRW), İsrail politikalarına yönelik hazırlanan kapsamlı bir raporun yayımlanmaması kararı nedeniyle kurum içi bir krizle gündeme geldi. Kuruluşun İsrail-Filistin Direktörü Omar Shakir, İsrail'in Filistinlilerin evlerine ve topraklarına geri dönüş hakkını reddetmesini "insanlığa karşı suç" olarak tanımlayan raporun rafa kaldırılmasını protesto ederek görevinden ayrıldı. Shakir ile birlikte raporun hazırlanmasında görev alan araştırmacı Milena Ansari de istifasını sundu.

YEDİ AYLIK ONAY SÜRECİNDEN GEÇMİŞTİ

Karar'dan Feyza Nur Çalıkoğlu'nun Drop Site'tan derlediği habere göre, 43 sayfalık rapor, HRW'nin mülteciler, uluslararası adalet, kadın ve çocuk hakları birimleri ile hukuk ekibinin değerlendirmeleri de dahil olmak üzere yedi ay süren tüm iç inceleme süreçlerini tamamlamıştı. Ancak, 4 Aralık'ta yayımlanması planlanan rapor, öngörülen tarihten yaklaşık iki hafta önce İcra Direktörü Philippe Bolopion tarafından durduruldu.

Ürdün, Suriye ve Lübnan'daki mülteci kamplarında yapılan saha çalışmaları ve 53 Filistinli mülteci ile gerçekleştirilen görüşmelere dayanan rapor, 1948'deki sürgünler ile son iki yılda Gazze ve Batı Şeria'daki kampların boşaltılması arasında bir bağlantı kuruyordu.

'STRATEJİK VE HUKUKİ' ENDİŞELER

Raporun engellenmesi sürecinde, HRW Mülteci ve Göçmen Hakları Direktörü Bill Frelick'in itirazlarının etkili olduğu belirtildi. Frelick, geri dönüş hakkının reddedilmesinin bir insan hakları ihlali olduğunu kabul etmekle birlikte, bunun "insanlığa karşı suç" (Crime Against Humanity) kapsamında değerlendirilmesi için yeterli hukuki zeminin bulunmadığını savundu.

Frelick, üst yönetime gönderdiği e-postada, "HRW'nin 2025 yılında, Filistinli mültecilerin ve onların torunlarının 1948'de kaybettikleri ve bugünkü İsrail sınırları içinde kalan evlerini geri talep etmelerini savunmasının stratejik değerini sorguladığını" ifade etti. Ayrıca İsrail'in geri dönüşü engelleme amacının "büyük acı çektirmek" mi, yoksa "ulusal güvenlik ve demografik mühendislik" mi olduğu konusundaki hukuki nüanslara dikkat çekti.

'İSRAİL'İN YAHUDİ KİMLİĞİ' TARTIŞMASI

İstifa eden Direktör Omar Shakir, üst düzey bir yöneticinin kendisine, raporun "İsrail devletinin Yahudi kimliğini demografik olarak yok etme" çağrısı olarak algılanabileceğini söylediğini aktardı. Shakir, kurumun üst yönetiminin İsrail ve Filistin bağlamında yapılan işin bütünlüğüne sadık kaldığına dair inancını yitirdiğini belirtti.

HRW yönetimi ise yaptığı açıklamada, raporun karmaşık konuları gündeme getirdiğini ve hukuki sonuçların dayandığı olgusal temellerin güçlendirilmesi gerektiğini savundu. Açıklamada raporun yayımlanmasının "daha fazla analiz ve araştırma yapılmak üzere duraklatıldığı" ifade edildi.

KURUM İÇİNDE TEPKİ VE 'İSRAİL İSTİSNASI' İDDİASI

Karar, kurum içinde de tepkilere neden oldu. Yaklaşık 200 personel, kararı protesto eden bir mektup imzaladı. Çalışanlar, raporun engellenmesinin HRW'nin araştırma bütünlüğünü sorgulattığını ve bir "İsrail istisnası" yaratıldığını öne sürdü.

HRW'nin eski İcra Direktörü Kenneth Roth ise mevcut yönetimin kararını destekleyerek, geri dönüş hakkının reddedilmesini insanlığa karşı suç olarak nitelendirmenin "yeni ve desteklenmeyen bir hukuki teori" olduğunu savundu. Eski Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü Sarah Leah Whitson ise yaşananları, İsrail'i eleştiren çalışmaların diğer ülke çalışmalarında görülmeyen keyfi süreçlere tabi tutulması olarak yorumladı.

 

 

 

 

Kaynak: Diğer / Haber Merkezi




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —