Modern yaşamın hızı içerisinde fark edilmeden uygulanan bazı günlük rutinlerin, cilt sağlığı üzerinde geri dönülemez hasarlar bıraktığı kanıtlandı.
Son yıllarda yapılan klinik çalışmalar, özellikle dört ana alışkanlığın cildin koruyucu tabakasını "sessizce" aşındırdığını ortaya koydu.
Pek çok kişi cildini arındırmak için sert tanecikli ürünlere yönelse de, Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Dermatolog Dr. Mona Gohara, bu durumun bir yanılsama olduğunu ifade etti.
Dr. Gohara, sert partiküllerin cilt yüzeyinde "mikro-yırtıklar" oluşturduğunu ve bu durumun kronik inflamasyona (iltihaplanma) davetiye çıkardığını belirtti. Bilimsel veriler, bu küçük yırtıkların bakterilerin alt katmanlara sızması için uygun bir zemin hazırladığını gösterdi.
Sıcak suyla uzun süre duş almanın cildin doğal yağ dengesini tamamen yok ettiği saptandı.
New York merkezli Dermatolog Dr. Shari Marchbein, aşırı sıcak suyun cildin nemi hapsetmesini sağlayan seramidleri çözdüğünü vurguladı.
Dr. Marchbein, bu alışkanlığın cildi savunmasız bırakarak egzama ve erken yaşlanma belirtilerini tetiklediğini kaydetti.
Güneş koruyucu kullanımının sadece dışarı çıkarken gerekli olduğu algısı, Harvard Tıp Fakültesi araştırmalarıyla çürüdü.
Dr. Mary-Margaret Kober, dijital ekranlardan yayılan yüksek enerjili görünür ışığın (HEV), cildin derinliklerine nüfuz ederek serbest radikal üretimini artırdığını bildirdi. Bu durumun, güneşten gelen UV ışınları kadar kolajen yıkımına neden olduğu kanıtlandı.
Beslenme ve cilt arasındaki bağ, "glikasyon" adı verilen biyokimyasal bir süreçle açıklandı. Dr. Nicholas Perricone, tüketilen fazla şekerin kandaki proteinlere bağlanarak "AGE" (İleri Glikasyon Uç Ürünleri) moleküllerini oluşturduğunu açıkladı. Bu moleküllerin kolajen liflerini sertleştirerek cildin esnekliğini kaybetmesine ve derin kırışıklıkların oluşmasına doğrudan sebebiyet verdiği aktarıldı.
Kaynak: Haber Merkezi